izmir-taksirle-oldurme-sucu-avukati

Taksirle Öldürme Suçu (TCK M.85)

Taksirle öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenmiş olup, failin kasten değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda bir kişinin ölümüne sebebiyet vermesi hâlinde ortaya çıkan ceza hukuku suçudur. Bu suç tipi, özellikle trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi müdahaleler ve mesleki faaliyetler sırasında meydana gelen ölüm olaylarında sıklıkla gündeme gelmektedir.

Taksirle öldürme suçu, ceza hukuku sisteminde kusura dayalı sorumluluğun en önemli örneklerinden biridir. Failin iradesi ölüm sonucuna yönelmemiş olsa da, öngörülebilir ve önlenebilir bir neticenin gerçekleşmesi nedeniyle cezai sorumluluk doğmaktadır.

Taksir Kavramı ve Ceza Hukukundaki Yeri

Taksir, ceza hukukunda failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu suçun kanuni tanımındaki neticenin meydana gelmesini ifade eder. Fail, sonucu istememekte ancak gerekli dikkat ve özeni göstermediği için neticenin gerçekleşmesine sebep olmaktadır.

Ceza hukukunda taksir, kusurluluğun bir türü olarak kabul edilmekte ve özellikle modern ceza hukukunda önemli bir yer tutmaktadır. Taksir kavramı, bireylerin sosyal yaşamda başkalarının hayatını ve güvenliğini tehlikeye sokmama yükümlülüğünün hukuki karşılığıdır.

Taksirle Öldürme Suçunun Hukuki Dayanağı

Taksirle öldürme suçunun hukuki dayanağı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesidir. Bu madde, bir kişinin taksirli davranışı sonucu başka bir kişinin ölümüne sebep olması hâlinde uygulanacak yaptırımları düzenlemektedir.

TCK m.85, yaşam hakkının ceza hukuku yoluyla korunmasının bir sonucudur ve Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılıdır.

Suçun Koruduğu Hukuki Değer

Taksirle öldürme suçu ile korunan temel hukuki değer yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı, vazgeçilmez ve devredilemez bir temel hak olup ceza hukukunun en üst düzeyde koruduğu menfaatlerin başında gelir.

Bu suç tipi aynı zamanda toplumun genel güvenliğini ve bireylerin birbirlerine karşı dikkatli davranma yükümlülüğünü de koruma altına almaktadır.

Taksirle Öldürme Suçunun Unsurları

Taksirle öldürme suçunun oluşabilmesi için kanunda öngörülen unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu unsurlar, ceza yargılamasında failin sorumluluğunun tespitinde belirleyici rol oynar.

Fail

Fail, taksirli davranışıyla ölüm sonucuna sebep olan kişidir. Bu suç özgü suç değildir; herkes tarafından işlenebilir. Failin mesleği, konumu veya özel bir sıfatı bulunması zorunlu değildir.

Mağdur

Mağdur, taksirli davranış sonucu hayatını kaybeden kişidir. Mağdurun yaşı, mesleği veya kusur durumu suçun oluşumu bakımından doğrudan belirleyici olmamakla birlikte, kusur oranının belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Fiil

Fiil, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıdır. Bu davranış bir hareket veya ihmal şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle trafik kurallarına aykırılık, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması ve tıbbi standartlara uyulmaması uygulamada sık karşılaşılan fiillerdir.

Taksir (Basit Taksir – Bilinçli Taksir)

Basit taksirde fail neticeyi öngörmemekte, bilinçli taksirde ise neticeyi öngörmesine rağmen gerçekleşmeyeceğine güvenmektedir. Bilinçli taksir hâlinde cezada artırım uygulanır.

Nedensellik Bağı

Failin davranışı ile ölüm neticesi arasında uygun bir nedensellik bağının bulunması gerekir. Bu bağın kopması hâlinde ceza sorumluluğu doğmaz.

Basit Taksirle Öldürme Suçu

Basit taksirle öldürme suçunda fail, ölüm neticesini öngörmemiştir. Ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle ölüm sonucu meydana gelmiştir.

Bu suç türünde failin davranışı ile ölüm arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekir. Aksi hâlde ceza sorumluluğundan söz edilemez.

Basit taksirle öldürme suçu uygulamada çoğunlukla trafik kazaları, iş kazaları ve mesleki ihmal kaynaklı ölüm olaylarında karşımıza çıkmaktadır.

Bilinçli Taksirle Öldürme Suçu

Bilinçli taksirle öldürme suçunda fail, ölüm sonucunu öngörmüş ancak gerçekleşmeyeceği yönünde hatalı bir güven duymuştur. Bu durumda ceza artırılarak uygulanır.

Bilinçli taksir değerlendirmesinde, failin bilgi ve tecrübe düzeyi, olayın gerçekleşme şekli ve alınması gereken önlemler ayrıntılı biçimde incelenir.

Taksirle Öldürme Suçunda Birden Fazla Kişinin Ölümü

Tek bir taksirli fiil sonucu birden fazla kişinin ölmesi hâlinde ceza artırılır. Bu durum, özellikle büyük trafik kazaları ve iş kazalarında gündeme gelmektedir.

Birden fazla ölümün gerçekleştiği hâllerde, failin kusur derecesi ve öngörülebilirlik durumu cezanın belirlenmesinde daha sıkı bir değerlendirmeye tabi tutulur. Mahkeme, neticenin ağırlığına göre alt ve üst sınırlar arasında denge kurar.

Taksirle Öldürme Suçunda Bir Kişinin Ölümü ve Birden Fazla Kişinin Yaralanması

Failin taksirli davranışı sonucu bir kişinin ölmesi ve birden fazla kişinin yaralanması hâlinde, hem taksirle öldürme hem de taksirle yaralama hükümleri birlikte değerlendirilir.

Bu durumda mahkeme, tek bir fiilden doğan farklı neticeleri birlikte ele alarak kusur oranını belirler. Yaralanan mağdurların durumu, cezanın bireyselleştirilmesinde etkili olmaktadır.

Taksirle Öldürme Suçunda Nedensellik Bağının Önemi

Nedensellik bağı, ceza sorumluluğunun temel şartıdır. Mahkeme, ölümün failin davranışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını somut olayın özelliklerine göre değerlendirir.

Failin fiili ile ölüm neticesi arasında uygun illiyet bağının kurulamaması hâlinde, taksirle öldürme suçundan sorumluluk doğmaz. Bu nedenle nedensellik analizi ceza yargılamasının merkezinde yer alır.

Taksirle Öldürme Suçunda Kusurun Belirlenmesi

Kusurun belirlenmesi aşamasında failin dikkat ve özen yükümlülüğünü hangi ölçüde ihlal ettiği incelenir. Bu değerlendirme, cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesinde etkilidir.

Kusur tespitinde bilirkişi raporları, olayın oluş şekli ve tarafların davranışları birlikte değerlendirilir. Failin tali veya asli kusurlu olması, cezanın bireyselleştirilmesinde belirleyici rol oynar.

Taksirle Öldürme Suçuna Teşebbüs

Taksirle öldürme suçunda, ceza hukukunun genel ilkeleri gereği kural olarak teşebbüs mümkün değildir. Bunun temel nedeni, taksirli suçlarda failin iradesinin neticeye yönelmemiş olmasıdır. Fail, ölüm sonucunu istemediğinden, henüz gerçekleşmemiş bir neticeye yönelik icra hareketlerinden söz edilmesi mümkün görülmez.

Öğreti ve Yargıtay uygulamasında, ölüm neticesinin gerçekleşmediği hâllerde taksirle öldürme suçuna teşebbüs hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmektedir. Bu gibi durumlarda, somut olayın özelliklerine göre taksirle yaralama suçu veya başka bir suç tipi gündeme gelebilir.

Bu nedenle uygulamada sıkça yapılan hatalardan biri, ölüm gerçekleşmediği her olayda taksirle öldürmeye teşebbüs bulunduğunun varsayılmasıdır. Oysa taksirli suçlarda cezai sorumluluk, neticenin fiilen gerçekleşmesine sıkı sıkıya bağlıdır.

Taksirle Öldürme Suçuna İştirak

Taksirle öldürme suçunda iştirak mümkündür ve uygulamada özellikle birden fazla kişinin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği olaylarda gündeme gelmektedir. Bu hâllerde, her bir failin davranışı ölüm neticesinin meydana gelmesine katkı sağlıyorsa, iştirak hükümleri çerçevesinde sorumluluk değerlendirmesi yapılır.

İştirak hâlinde, failler arasında müşterek faillik veya taksirle birlikte hareket söz konusu olabilir. Ancak her fail, yalnızca kendi kusuru oranında cezai sorumluluk taşır. Ceza miktarı belirlenirken, her bir failin olayın meydana gelmesindeki etkisi ayrı ayrı incelenir.

Özellikle iş kazaları, şantiye kazaları ve çok taraflı trafik kazalarında taksirle öldürme suçuna iştirak sıkça gündeme gelmekte; bilirkişi raporları ve teknik incelemeler, iştirak ilişkilerinin doğru biçimde tespit edilmesinde belirleyici rol oynamaktadır.

Taksirle Öldürme Suçunun Cezası

TCK m.85 uyarınca taksirle öldürme suçunun cezası hapis cezasıdır. Ceza miktarı, taksirin türüne ve olayın özelliklerine göre belirlenir.

Taksirle Öldürme Suçunda Cezayı Artıran ve Azaltan Haller

Bilinçli taksir hâlinde failin neticeyi öngörmesine rağmen gerekli önlemleri almaması, TCK m.85 kapsamında cezanın artırılmasını gerektirir. Buna karşılık, mağdurun olayın meydana gelmesindeki kusur oranının yüksek olması veya failin tali kusurlu sayılması durumunda, mahkemece cezada indirim yapılması mümkündür. Bu değerlendirme, özellikle trafik kazalarında ve iş kazalarında kusur raporları ile Yargıtay içtihatları ışığında yapılmaktadır.

Taksirle Öldürme Suçunda Haksız Tahrik Uygulanır mı?

Taksirli suçlarda haksız tahrik, ceza hukukunun genel ilkeleri gereği kural olarak sınırlı şekilde uygulanmaktadır. Çünkü taksirli suçlarda failin iradesi neticeye yönelmiş değildir ve bu durum, haksız tahrikin kusur üzerindeki etkisini zayıflatmaktadır.

Bununla birlikte Yargıtay uygulamasında, mağdurun ağır ve haksız bir davranışının fail üzerinde ani bir etki yaratarak dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlaline yol açması hâlinde, istisnai olarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu durum her somut olayda ayrıca değerlendirilmekte ve otomatik olarak indirim sebebi sayılmamaktadır.

Özellikle trafik kazaları ve ani gelişen olaylarda haksız tahrikin kabulü, mağdurun davranışı ile failin taksirli hareketi arasında doğrudan ve güçlü bir illiyet bağının bulunmasına bağlıdır.

Taksirle Öldürme Suçunda Bilirkişi Raporunun Önemi

Taksirle öldürme suçunda bilirkişi raporları, failin kusur derecesinin ve ölüm neticesi ile fiil arasındaki nedensellik bağının belirlenmesinde merkezi bir rol üstlenir. Özellikle teknik ve uzmanlık gerektiren olaylarda hâkimin kanaatini şekillendiren temel deliller arasında yer alır.

Trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi uygulamalardan kaynaklanan ölüm olaylarında, teknik değerlendirme yapılmaksızın sağlıklı bir kusur tespiti mümkün değildir. Bu nedenle bilirkişi raporları, ceza sorumluluğunun kapsamını doğrudan etkileyen nitelikte kabul edilir.

Taksirle Öldürme Suçunda Şikâyet ve Zamanaşımı

Taksirle öldürme suçu, şikâyete bağlı suçlardan değildir ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulur. Mağdur yakınlarının şikâyetçi olmaması, soruşturmanın başlatılmasına veya devamına engel teşkil etmez.

Bu suçta zamanaşımı süresi, TCK’da öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Zamanaşımı hesabında, ölüm neticesinin gerçekleştiği tarih esas alınmakta ve her somut olay özelinde değerlendirme yapılmaktadır.

Taksirle Öldürme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Taksirle öldürme suçunda görevli mahkeme, kural olarak ağır ceza mahkemesidir. Suçun ağırlığı ve öngörülen ceza miktarı, görevli mahkemenin belirlenmesinde esas alınmaktadır.

Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ölüm neticesinin farklı bir yerde gerçekleşmesi hâlinde, yetki değerlendirmesi somut olayın özelliklerine göre yapılır.

Taksirle Öldürme Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Taksirle öldürme suçunda, kanuni şartların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Ancak suçun niteliği ve meydana gelen zarar nedeniyle uygulamada sınırlı biçimde değerlendirilmektedir.

Mahkeme, HAGB kararı verirken failin kişilik özelliklerini, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunup bulunmadığını ve yeniden suç işleme ihtimalini dikkate almaktadır.

Taksirle Öldürme Suçunda Erteleme ve Adli Para Cezası

Taksirle öldürme suçunda verilen hapis cezası, belirli koşullar altında ertelenebilir. Erteleme kararı, failin geçmişi ve yargılama sürecindeki tutumu göz önünde bulundurularak değerlendirilir.

Ayrıca bazı hâllerde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi de mümkündür. Ancak ölüm neticesi nedeniyle bu uygulama istisnai nitelik taşımaktadır.

Taksirle Öldürme Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay, taksirle öldürme suçuna ilişkin kararlarında özellikle kusur oranının doğru tespit edilmesine büyük önem vermektedir. Bilinçli taksir ile basit taksir ayrımı, cezanın belirlenmesinde belirleyici kabul edilmektedir.

Yüksek Mahkeme içtihatlarında, failin davranışı ile ölüm neticesi arasındaki illiyet bağının somut ve teknik delillerle ortaya konulması gerektiği istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

En sık yapılan hata, her ölüm olayında otomatik olarak taksirle öldürme suçunun oluştuğunun varsayılmasıdır. Oysa kusur durumu, nedensellik bağı ve olayın gerçekleşme şekli dikkate alınarak her somut olay ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Taksirle Öldürme Suçunda Avukat Desteğinin Önemi

Taksirle öldürme suçu, teknik bilirkişi incelemeleri ve ayrıntılı hukuki değerlendirme gerektiren son derece ciddi bir ceza yargılaması sürecini beraberinde getirir. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında profesyonel hukuki destek alınması hayati önemdedir.

İzmir’de taksirle öldürme suçu kapsamında yürütülen ceza soruşturmaları ve davalarda, ceza hukuku alanındaki çalışmalarıyla bilinen Avukat İdil Su Ekmekçi tarafından sağlanacak hukuki danışmanlık ve savunma desteği, hak kaybı risklerinin önlenmesi ve sürecin doğru yönetilmesi açısından önemli bir avantaj sağlar.

İlginizi Çekebilecek Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir